Düştüm yine gözlerinin önünde
Kalkacak güç yok sanki bedenimde
Bilirim,bu yorgunluk aslında kalbimde
Yine de siyaha bürünür dünya gözlerimde
Usulca yüzerim sessizlik denizinde
Dalarım bazen daha da derinlere
Tuzlar gözlerime dolar acıyla
Göz yaşlarıyla beslenen bu denizde
Solar gazmelerim,kızarır yanaklarım
Gözlerimdeki bulutların yağmuru dindiğinde
“Neden ben” demeye kalkar yüreğim
Diyemez,korkar isyancı olurum diye
Gök sabaha karşı soyunurken
O siyah,pırlanta işlemeli elbisesinden
Gözlerimde ne bulut kalır ne de gece
Uzanırım yatağıma dingin bitkinliğimde
Acılar birikir böylece yüreğimde
Tat kalmamıştır sanki hayatın güzelliğinde
Uyanmak istemez aklım,şu dünya denen zalime
Yine de uyanırım çaresizce her yeni güne
Sonra bir ışık belirir sanki gökyüzünde
Ufkun gözlerime değdiği yerde
Bir tebessüm gelir yüzümün bahçesine
Kapısını zorlar belki girebilirim diye
Sevgilinin sesiyle açılır o bahçe
Tebessümün sihirli değneği dokunur
Tomurcuk olan gamze çiçeklerine
O çiçekler uyanırlar bu şirin sihirle
Gecenin sessiz fırtınası dinmiş
Güneş açmıştır yüreğimin vadilerine
Isınır sanki kanım doğan güneşi izleyince
Ve şükrederim bana verilen her şeye
Çamurumuz gözyaşıyla yoğurulmuş heralde
Acılar ustamız olmuş,şu yaşam zanaatinde
Güzelliklere uzanmaya çalışırız hep ama
Bedelini ödemeliyiz bir yudum suyun bile
Bedel dediğin para değildir sadece
Kimi zaman kederdir,gamdır,sabırdır
Kimi zaman da “zaman”dır bedel
Bazen ıstılmaktır körüklenen ateşte
Dövülmekttir demir tavın üzerinde
Sokulmaktır o kızgınlıkla
Buz gibisoğuk suyun içine
Dikensiz güle dokunma,hak geçer
Dİkenlerini çıplak elle sıyırmış yiğitlere
Dikenleri gördüğünde de çekinme
Perdedir çünkü dikenler güzelliklere
Ruhun sıkılırsa bil ki geçecektir
Acın uzaklaşacaktır biten günle birlikte
Sabrın bu tür şeylerle denenecektir
Mutluluk sana geri dönecektir elbette…














