Eyl
4

Buruşuk bir yüz,puslu bir siluet

Hasretle bakarım hayalimdeki yüzüne,
Ararım seni hayalimdeki hüznümle.
Ne sen beni görmüşsündür,
Ne de şahit olmuşsundur
Yüzümün buruşukluğunun puslu siluetine.

Sen sanarken beni hüzünlendiren,
Sen hüzünlendirdiğinden habersiz,
Ben senin habersizliğinden habersiz,
Bu aramadan beklediklerim mesnetsiz,
Ararım seni hayalimdeki hüznümle…

Açarsın gülersin belki,
Dalga da geçersin hatta sözlerimle.
“Özledim” deyişime “hadi ordan” dersin,
Yıkılır o an dalganla,şevkten yaptığım kale.
Yüzümde sahte,iğrenç bir sırıtış,
Zorlar beni :”Sözümü geri aldım” demeye.

O an kapatmak,telefonu fırlatmak…
O an kaçmak isterim ama…
Kaçacak yer kalmamış ki sevgimden,
Sinmişsin evrenimin her köşesine.

Devam ederim,yutarım kötü sözlerimi…
Kıramam seni belki ama,
Konuşamam da artık açtığımdaki gibi.
Konuşmanın sonunda zorlar biri kendini,
“Aşkım” demeli ki sussun,durulsun,
Dinginleşsin içlerdeki garip ürperti:
Kavga edip uyuyabilmenin,
Uyuyabilecek olma ihtimalinin ürpertisi…

Sevgi şeker gibi bi şey değil mi?
Kavganın suyunda eriyorsa,
İçsek,bitirsek tüm kavgaları,
Karışmaz mı yoksa yine kanımıza?

Soğukluğun içimi dondurduğunda giydiğim öfkemi,
Astım şimdi kışlıklarımın yanına.
Giymek istemiyorum onu hiç,
Sıcaklığın ısıtsın beni,
Öfke hep yakıyor,acıtıyor sonunda…

Ve kapanır telefon…
Ve “içim” buruk kalır bir köşede,
Ve oturur ağlar belki kendince,
Ama çaktırmaz,hissettirmez bana belki de.
İhtimallerin kararsız senfonisinde,
Yatağıma girerim uyku niyetiyle.
Ama uyku da itaat etmez bana,
Girmez bi türlü gözlerimden içeriye.

Hasretle bakarım hayalimdeki yüzüne,
Aramam bu kez seni hayalimdeki hüznümle.
Ne sen beni görmüşsündür,
Ne de şahit olmuşsundur
Yüzümün buruşukluğunun puslu siluetine.


İlginizi çekebilecek diğer yazılar

Yorum yazın

*




bt bt bt
#