gözlerin usulca kapandığında
sen hala sesleri duyarken
ve aklının perdeleri
hafifçe kapanırken
gelirim ben
aklın tanır beni
ses etmez sana
açmaz perdelerini ben gelince
yüreğin de hisseder gelişimi
ama hızlanmaz sen uyanma diye
atar hep aynı “ninni” ritminde
saçların ellerime doğru gelir sanki
uçarlar rüzgarsız odada
rüzgarla süzülürcesine
koşarlar ellerime
sarılmak için delicesine
parmaklarım da onları ister
onları düşler her gece
ben uyurken dua ederler
“bir kez daha ona dokunalım” diye
yüzüne her yaklaştığımda ise
gözlerin kapalı olsalar bile
kaçmak isterler delicesine
ama bağlanmış o şirin zümrütler
göz kapaklarının içine
bedenin de aynı ben gibidir o an
coşmak ister,uyanmak ister
ama yapmaz,bilir ki yanlışı ister
kendi ellerini kendi bağlar bedenin
tıpkı benim gibi…
fısıldaşır vücudumdaki her hücre
sessiz bir çığlıktır onlarınki
sen ne kadar duymasan bile
her biri gözlerimin yerinde olmak ister o gece
gözlerimin gördüğü o tatlı yüzü görüp
onu kana kana içercesine izlemek ister
her biri üzerine titrer o gece
sen karmaşık rüyalarında yüzünü ekşitince
onlar korkar üzülüyorsun diye
güzel yüzüne gülümseme geldiğinde
rahatlar hepsi,gencinden eskisine
ömürler başlar ve biter o gece
seni izlemeye başlayan bir hücre
seninle ölür gün bitince
ama yeni gelenlere anlatır seni ölmeden
sürüp gider bu küçük efsane
ve gün ışığı göz kapaklarını delip girdiğinde
aklın da bana gitmemi fısıldar gizlice
aklınla anlaşmamız yapılmış böyle
biraz daha kalmak istesem de
kaçarım güneşten sessizce
ki bu oyun her gece böyle sürebilsin diye…
bu yüzden geç kalktığında da üzülme
aklına rüşvet vermişimdir o gece..















Eylül 22nd, 2008 at 17:30