Eyl
4

Misafirin adı “Efkâr” yine…

Neyin sesi daha derin bu gece
Efkâr karışmış çayımın demine

Kalp mest olurken neyin nefesinde
Akıl yine göklerden bakmış altın kafesine

Ruhumun fısıltısı bozarken sessizliğimi
Aşk,tercümanlık etmiş sözlerine

Ben dillendirmek istemişim sözleri
Sözcükler uzak kalmış kifayete

Dertler sarmış dört yanımı derken
Bilmemişim ki dert gerek bu gönüle

Hasret dediğin yakar adamı derinden
Ama var mı yürekte aşktan şirin bir şûle?

Yürek uçmayı yeni öğrenmiş sanki
Kanat çırpar delicesine yâr sesiyle

Parlıyor mu güneş mavi gökyüzünde?
Fırtınalar peyda olur yâr yüzün düşürse

Gece bitip ay gurup edince
Ney sustu,ezan başladı şehrimde

Çayım çoktan bitmiş,tadı kalmış dilimde
Uykusuzluğun kokusu sinmiş gözlerime

Gözlerimden düşmüş ikişer damla yaş
Onlar da vacib olmuş bana,gecenin hicaz ezgisinde

Güneş tüm enerjisiyle can doldururken sabaha
Ben yudumlanacağım bu âb-ı kudret ile

Gamzelerim görünecekler her sabah hayata
Hayat sürüp gidecek dertlerimle birlikte

Efkâr ziyaret edecek arada
İkramım çay olacak yine,neyin sesi eşliğinde…


İlginizi çekebilecek diğer yazılar

Yorum yazın

*




bt bt bt
#