yıldızları görüyor musun?
hiç onlara bakıyor musun?
şimdi izliyorum onları,
ama gülümsetemiyorlar beni
çünkü yanımda sen yoksun…
bana seni hatırlatıyorlar
uzaktalar sen gibi,dokunamıyorum
kıpırdaşıyorlar tepemde
hiç birini yakalayamıyorum
gökte yüzünü resmediyorlar hep
beni sevmiyorlar biliyorum
yüzünü her çizişlerinde ufalanıyorum
yine de dalıp gidiyorum oyunlarına
o kadar fazlalar ki
sanki aralarında kayboluyorum
bazen başıboş taşları bile
bu minik periler baştan çıkarıyor
taşlar karanlıkta hızla düşerken
yıldızlar bu yok oluşu izliyor
atmosferin donduran soğuğunda
onlar ateşten bedenlere bürünüyor
bu sihrin sonunda her biri
göğün karanlığını yarıp kaybolurken
yüreklerinde hepsi “yıldız” olmanın
o geçici ama muhteşem tadını hissediyor
içimde bir dilek tutkusu alevleniyor
aklım bu şirin oyunla çocuklaşıyor
mantığını rafa kaldırıp
büyüyememiş şu kalbime yol veriyor
seninle aynı anda aynı yıldıza bakmayı diliyorum
gözlerinde yansımalarını görmeyi
gözlerimi bir an kapayıp açtığımda
karşımda seni bulup sevinmeyi diliyorum
o an gözlerimi kapıyorum
ama tekrar açmaktan korkuyorum
“bir kerecik gerçek olsun” desem de
açtığımda gözlerini bulamayacağım,biliyorum
gözlerimi hafifçe açıyorum,
yıldızımla göz göze geliyorum
minik,buruk bir tebessümle
bir damla göz yaşının
sadece bu seferlik
firarına göz yumuyorum
bu,bu aralar çok oluyor
sanırım otoritemi kaybediyorum…
rahatça kaçsın diye
sessizce,usulca gözlerimi kapatıyorum
rüzgar yüzümden sıyrılırken
ben boğazımdaki düğümü
yutkunarak çözmeye çalışıyorum
resmini istemsizce öpüyorum
bu bulutsuz gecenin içinde
yıldızların gözleri önünde
resminle,sensizliği yutuyorum…














