(Bu da eskilerden bir tane…)
Anahtar parça: Hans Zimmer-Cry
Düşüşler…
Ah bu düşüşler kanatıyor adamı.
İyileştirecek biri yoksa
İltihaplanıyor içindeki yara.
İğrenç bir irin tabakası
Yüreğine çörekleniyor da
Akıtamıyorsun bazen dışarı.
Ama biri çıkıyor bazen
Kaldırıyor seni
Siliyor üzerindeki çamurları
Teşekkürün aslında
Minnet dolu bakışlarında saklı
Yine de kelimler dökülüyor dudağından
Ama “teşekkür ederim” şimdi
Kibarlığın sahte maskesinin altında
İçtenlikten birazcık uzak kaldı.
Gözlerine bakıyorsun usulca
Kaçak bakışların tedirginliğinde
İlginç fısıltılar saklı.
Karşındaki bir insan
Ama meleğe benzetiyorsun nedense
Aklın hiç melek görmedi ki,yüreğin belki
Ama en azından onu böyle görmekte
İkisi de şuan çok haklı.
“Önemli değil” cümlesinin akabinde
O sıcak tebessümle saçılıyor havaya
Güzel duyguların minik polenleri
Polenlerin hedefinde sevgi var
Çimlenme zamanı yaklaştı…
Hafifçe sızıyor polenler ağzından içeri
Yemek borusuna bir nefeslik uzaklıkta
Karışıyorlar soluk borusunun kanallarına
Gittikleri yerde tel örgüler var
Atlıyorlar onları oksijen kılığında
Kendilerini kızıl nehre bırakıyorlar
Huzur içinde,yavaşça…
Damarlarında geziyorlar önce
Titriyorsun bazen,
Adrenalinin artıyor hatta arada
Tanımıyorsun çünkü onları
Henüz bir mikrop onlar vücudunda.
Savunma birliklerin ayakta
Muhtemelen durduracaklar onları
Her zamanki gibi…
Ama sızıyor içlerinden birileri kargaşada
Şekerleri ayartıp geçiyorlar karaciğerden
Artık dönüş yok onlara…
Sonra geldikleri yer
Dört odacıklı bir disko
Bas çok iyi burda
Hoşlarına gidiyor ritm
Dans etmeye başlıyorla yavaşça
Dans ettikçe onlar yeşeriyor bir şeyler
Işık sızıyor kalbine bir yerlerden
Ruhuna açılan kapıdan szıyor belki de
Akıyor bu ışık kanına,damarlarına.
Hani o çöreklenen irin vardı ya
Anında kül oluveriyor bu ışıkla…
Kalbin daha hızlı şimdi
Gözüne giden damarlarda
Pembe boya miktarı hat safhada
Öyle ki algıların bile zayıfladı
Uçuyorsun,uçtuğunu sanıyorsun baksana…
Hey,hey…
Sakin ol,güzel bir hediye bu sana…
Bu tattığın,tadacağın en güzel
En tatlı duygulardan biri.
Çok şirin,şeker birşey
Çikolata gibi…
Aşk diyorlar buna…
Ha bu arada
İlerde bir gün kanın yavaşlayacak
Sakın korkma…
O polenler hala damarlarında
Esrar gibiler artık
Karşı koyamazsın onlara.
İstersen bir dene
Uzağa fırlat onları da
Gör,canın nasıl acıyor sonra…
Etiketler: Çikolata ve polen, Kasya, Şiir















Eylül 19th, 2008 at 17:12
polen => çikolata => aşk ise o halde,
daha çok çiçekden bal alırsan belki,
daha çok uçarsın,
daha çok uçarsan belki,
daha çok polen bulursun,
daha çok polen bulursan belki,
kanın hiç yavaşlamaz o zaman,
kanın hiç yavaşlamassa belki,
o zaman hayatın tadına daha çok varırsın,
hiç canın yanmaz belki,
kimbilir. :)
Eylül 19th, 2008 at 21:02
Eylül 19th, 2008 at 21:07
@fasulye:o zaman şöyle diyelim: topla bir sürü farklı çiçekten özleri,götür onlardan bir şeyleri ve hepsini kendine sakla. belki hiç canın yanmaz bir süre ama… mutlaka canın yanacak bir gün…çünkü bunu yapmak için istemesen bile can yakacaksın,üzeceksin. kimsenin yanına kalmadı hiç bir şey,kalmış gibi görsek de… çıkar bir gün mutlaka bir yerden,yazın yenilmiş tüm hurmalar…
Ziyaretin için çok ama çok teşekkürler!
@SM: Çok memnun oldum kardeşim ziyaretine. Zaten güzel olan da en basit kelimelerle en karmaşık düşünceleri ifade etmeye çalışmak değil mi? Yapabiliyor muyum bilmiyorum ama yapabilmeyi hep istedim,isteyeceğim…
Eylül 20th, 2008 at 02:46
kendini istediklerini elde edebilen biri olarak görebilirsin kardeşim, bana güven…
peçeni ödünç alıyorum
Eylül 20th, 2008 at 15:44
sağolasın kardeşim,umarım öyle olabilirim gerçekten. peçem köpeen olsun be topraam…
Kasım 21st, 2008 at 20:54