Sis çökmüş bugün şehrime
Grinin masalsı tonu
Geziyor şimdi ıssız görünen caddelerde
Büyülü bir el değmiş sanki
Yok oluvermiş koca şehir birden bire
Buğulanmış şehrim sessizce
Gökyüzüne değen anlamsız betonlar
Silinivermişler manzaramdan
Gri fırça darbeleriyle
Modern Don Kişot’lar uykuya dalmış
Doğanın bu kadim büyüsüyle
Caddelerde dolaşan,somurtan yüzler
O uzun burunlu,bol atıklı endüstri kaleleri
Görmek istemediğim her şey silinmiş tablomdan
Bu soğuk,bulutsu perdeyle.
Ne rezidansında şampanyasını yudumlayanlar
Ne de arka sokaklarda çürüyen bedenler var şimdi
Bu betona boğulmuş şehrimde
Sis çökmüş bugün şehrime
Dağıldığında yeni bir şehir bırakacakmış geriye
Sisin uzanıp gittiği yerler
Asırlarca geriye dönecekmiş birden bire
Götürecekmiş bu sis bizi,
Hayatın alınan her nefeste hissedildiği,
Doğanın göğsünde yaşanan günlere
Bu gizemli bir yolculukmuş
Bilgelerin,kahramanların zamanına
Zamanın geçmişe gömülmüş zirvesine
Sis doğayı getirmiş gittiği yere
Kartalın keskin çığlığı kulağıma çalınmış
Kurdun uluyuşu ,çağlayanın gür sesi eşliğinde
Bir neşeli şarkı duyulmuş şehirden
Şenlik varmış bugün orda belki de
Hayat dolu yürekler neşeyle eğlenirken
Hayat kazımış kendini tarihin derinlerine…
Bilgeler bilgeymiş,
Kahramanlar gerçekmiş,
Aşk,vefa ,bağlılık,sadakat
Ve daha nice erdemler yatarmış gönüllerde
Hikayeleri öyle güzelmiş ki
Kazınmış şarkılara,masallara,şiirlere
Bir hatip varmış ateşin başında
Çevresindekiler onu dinlermiş hayretle
O anlatmış duyduklarını,bildiklerini
Gerçekler efsaneleşmiş dilden dile…
İnsanlar sokulmuşken huzurun gölgesine
Hayat değişmiş birden…
Kılıçlar parıldamış şehirde
Barutun keskin kokusu yayılmış
Bulutsuz,masmavi gökyüzünde
Doğan güneş ölüm getirmiş bu kez
“İnsanlık” yenilmiş yine,hayvani nefse
Bir avuç toprakmış,altınmış katlin sebebi
Buymuş cana kıydıracak kıymette olan
Buymuş katil olarak ölmeyi reva gördüren kendine…
Kana doymuş toprak,
Batan güneşin kızıllığı içinde
Yanarken o güzel şehir
Aydınlanmış alevlerle,uğursuz gece
Lanetli,kara bir duman
Bir de meleklerle uçuşan ruhlar kalmış
O cıvıldayan şehirden geriye…
Sis dağılırken şehrimden
Her şey yavaşça dönmüş “şimdi”ye
Perinin sihri sona ermiş
Bir camdan ayakkabı kalmış geriye…
Şehrim ışıl ışıl olmuş geceyle
Hala soğuk,hala mutsuz
Bu pahalı,şaşalı tuvaletin içinde
Asık yüzü ortaya çıkmış
İçimi karartır olmuş yine
Ezgi bitmiş,esin bitmiş,söz bitmiş
Rüya bitmiş, sis şehrimden gidince…















Eylül 21st, 2008 at 16:07
İnsanlar sokulmuşken huzurun gölgesine
Hayat değişmiş birden…
Hayat degişti gercekten:)cok güzeldi kasyacım:)
Eylül 21st, 2008 at 18:19
teşekkürler sevgili kuzucuk…
sen olmasan bir de bir kaç arkadaş… kimse okumazdı beni yahu…
sağol gerçekten…
Eylül 23rd, 2008 at 02:24
Ne siyahım ne beyaz…
Griyim; arada kalmışlığın rengiyim.
Sis gibi…
kalsam siyaha çekilsem beyaza…
Şiir çok hoş olmuş. Sevgiyle…
Eylül 23rd, 2008 at 04:36
Teşekkürler sevgili saklı defter… Bir şiir kâtibinin yorumunun başımızın üzerinde yeri var her zaman…