Kahraman-Vampir katili

Yazar: Burak Demirtaş  //  Kategori: Featured, Kahraman, Kasya

Anahtar Parça: Max Payne Theme

Yalın,loş…
Sigara kokan bir oda…
Oda küçük bir kızıllıkla aydınlanıyor,
Duman ciğerleri her karartışında…

Bir mert adam oturmuş
Bir mert adam gururla,cesaretle
Gözlerini dikmiş karanlığın namlusuna…

Bu ânı hep beklemişti,
Biliyordu,yaşamak için fazla yürekliydi…
Hiç boş durmamıştı ki çomağı,
Hep tüm gücüyle sokuluvermişti
O adilerin pis düzenlerinin rotasına…
Bu vampirler tek bir şeyle ölüyordu,
Kazığı sokmak gerekti kalplerinin ortasına…

Soktu kazıkları,götürdü onlardan bir kaçını ya,
Ölüm koymazdı ona artık…
Koymazdı onun gibi bir aslana…
Gaffar’ı sokağın ortasında tarayanlar,
Onu mu öldüremeyeceklerdi?
Ölüm çoktan dayanmıştı bile kapısına…

Okuduğu okulları düşündü,
Hayatını,vatan için çektiklerini,
Vatan için dolan damarlarını…
Ve o damarların yine onun için boşalacağını…
Ah bir de karısı olmasaydı,
Çocukları olmasaydı ardında bıraktığı…
O zaman çarpışırdı bile,
Ölmezdi şu karanlık ofis odasının sessizliğinde…

Kapı açıldı,cellat hazırdı…
Korktu cellat bile o bakışlardan,
Titredi bir an,ürperdi…
Hiç görmemişti ölüme böyle bakanı…

-Sonunda geldin dimi soysuzların kölesi?
-Vaktini duaya harca,pek fazla kalmadı…
-Bizim duamız kazılıdır gönülde,
Asıl sen şimdiden başla dua etmeye…
Aldığın canların diyeti ağır olacak,
Yetmez ömrünce dua etsen de ama …
Sen yine de bir dene…
-Hazırlan ulan son duyacağın sese!
-Sen değil Azrail alacak canımı,
Eğer yaradan izin verdiyse…
O izin verdiyse zaten
Güle oynaya giderim ben,
Onun çağrısından geri durmak yakışmaz bize…
-Güle güle öyleyse…

Ve o an zaman durdu…
Ve o an kamera bir tur attı karanlığın içinde…
Ve mert adamı gördü kamera,
Hala gözleri açıktı,
Fışkırıyordu alevler celladın gözlerine…
Hala eser yoktu korkudan
Bu son anda bile…

Ve kamera devam etti dönmeye,
Uzandı,odaklandı önce namluya,
Sonra celladın kar maskesinden sızan
Kararmış,zifiri gözlerine…
Ve gözlerin yanından objektife yakalandı
Bir başka,tanımlanamayan nesne…

Bir “gölge”ydi karanlığın içinde…
Celladın tam ensesinde…
Farkedilmemesi imkansızdı sanki,
Ama farkedilememişti işte…

Jilet gibi bir tel hazırdı çoktan,
Celladın boynunu kesmeye…

Birden akmaya başladı zaman hızla ve
Daha tetiğin çekiliş emri oluşmadan beyninde,
Ayrılmış oldu kafa ile gövde bir hamlede…
Tetik sesi bekleyen mert adam,
Bakakaldı bu bir iki saniyede gerçekleşen
Hollywood mizansenine…

Kimseyi göremedi adam arkada,
Kim yaptı bunu bilemedi…
Bir iki ayak sesiyidi arta kalan…
Ve bir nottu:
“Gölge…”

Ertesi sabah doldu manşetler
Gecenin tüm cinayetleriyle…
Hepsinin ardında “gölge” notu vardı…
Yine çökmüştü bir uğursuz duman bu şehre…

En uğursuzların leşlerinin kokusu,
Köşklerini doldurmuştu,
Sindirilmişlerdi hepsi,
Gecenin aç midesine…

Tetikçi,azmettirici,azmettiriciye azmettirici…
Pisliğin pisliğinin pisliği…
Böylelikle geberip gitmişti pisliklerinin içinde…

Bir karanlık süzüldü sokakta…
Bir karanlık emdi ışığı,
Göstermedi haketmeyenlerin göz çukurlarına…
Bir karanlık ölüm saçtı…
Saçtığı her parça şarapnel bumerangtı,
Geri dönecekti günlerin sonunda…

Ama o güne dek…
Kanını içecekti vampirlerin…
O insan değil,
Vampir kanına susamıştı…

Etiketler: , ,

7 yorum yapılmış,süper ya! :) Neye?Şuna; “Kahraman-Vampir katili”

  1. Fasulyeden şöyle demiş:

    “Gözlerini dikmiş karanlığın namlusuna…”

    “Biliyordu,yaşamak için fazla yürekliydi…”

    kelimeler senin blogunda anlamlanıyor gibi geliyor bana, bir hayali tasvir etmek için seçilen en anlamlı ifadeleri yakalıyorsun. Yarattığın hikayelerden çok anlatımını beğeniyorum bu bloğun, doğuştan bildiklerimi anlatsa bu blog, kırk kez dinlediklerimi söylese yinede keyifle okurum bu yüzden.. ne diyeyim..

  2. Burak Demirtaş şöyle demiş:

    Ne güzel bir tesbit: “Doğuştan bildiklerimi anlatsa da…” Aslında hep bildiğimiz,hep çevremizde olan şeyleri anlatıyorum gerçekten de… Ne kadar doğa üstü gelse de bazıları,ne kadar uçuk görünse de… Bunlar özel zamanlarda,özel yerlerde ama özel olmayan kişilerce görülen şeyler…

    Ben burada hep bildiğimiz,hep baktığımız ama görmeyi reddettiğimiz şeyleri anlatıyorum aslında… Daha doğrusu görüp de sallamadıklarımızı… Bu sitenin her yeri bunlarla dolu… Hatta başlığı bile… wink

    Çok teşekkürler sevgili fasulye! Okuduğun,okumakla kalmayıp bana bir şeyler katarak yorumladığın için… happy

  3. hazal şöyle demiş:

    genelde vampir avcıları yarı-vampir olur,sen de bu düzeni son dizede yakalamışsın.hani şu”O insan değil,vampir kanına susamıştı…”kısmında.
    hmm aklıma kendi blogum geldi.fantastik olmuş.Acaba bağlantı verip yayınlasam mı dedim bir an ama,gerek yok sanırım.seninkinde de oldukça sık okunuyor.
    “kahraman”bölümüne uyan bir kasya olmuş bu.vampir gibi doğa üstü güçlerin anlatımıyla renk gelmiş bu bölüme.yani,kahraman kahramandır her şekilde.İster en karanlık gecenin içinden çıksın ister ışıkla kutsansın…Yolunu fedakarlığa,yüzünü ışığa döndüğü sürece adı hep aynı kalır derim ben bu duruma(kendi sözlerimdir bunlar).epik şeyler üzerinde biraz daha yazarsan,daha çok yorum yazacağım sanırım sana tongue (bir de diablo yazsana ya.senin fikirlerin neymiş detaylı görelim)

  4. Burak Demirtaş şöyle demiş:

    sevgili hazal,

    öncelikle bu dikkatli okurluğun ve doyurucu yorumların için çok teşekkürler. henüz senin serbest öykülerini okumaya vakit bulamadım ama en kısa zamanda okuyup,yorum yapacağım.

    “kahraman” kelimesi,yazıların içinde de azar azar belirttiğim üzere aslında baş kahramana yakışmayan,onu tasvir etmeyen bir kelime. biz onu kahraman giib görüyoruz,onun gibi bir kahramanı bekliyoruz… ama onun yaptığı kahramanlık değil aslında… öyküler ve kasyalar bu yönde gidiyor şu anda… ve daha sadece başındayım. ileride çok kompleks olacak her şey ve sonunda ağızda güzel bir tad bırakmayı umuyorum…

    diablo hakkında da ne yazmamı istediini anlayamadım açıkçası. biraz daha açarsan onu sevinirim…

    görüşmek üzere… ha bir de,iyi ki geldin… happy

  5. hazal şöyle demiş:

    sen diablo seven bir insansın(benim gibi wink ),neden diablo üzerine de bir kasya yazmayasın ki?belki ilk başta klasik,sonradan ise “amaaaan ne saçma”diye gelebilir akla ama,sonuçta konudan çok,konunu nasıl işlendiği önemlidir.mesela diablo 3ün konusunu ele alalım.orda delirtilen melekler var(bizim tyrael da dahil malesef).cennete yapılan bir saldırı var.ya da,oyundaki kahramanları belitrmeden,kapalı bir anlatımla mücadelelerini anlatabilirsin.yani rıkı ya da sınıfı gizli kalır,ama ç aynıydı sonuçta hep.anlatmak istediğim bunlar.geri,si sana kalmış

  6. hazal şöyle demiş:

    ***Yazım hatalarımı düzelteyim tongue ;
    (son cümle)…yani,ırkı ya da sınıfı gizli kalır,ama amaçları aynıydı sonuçta hep.anlatmak istediğim bunlar.gerisi sana kalmış
    smile

  7. Burak Demirtaş şöyle demiş:

    anladım hazal,tavsiyen için teşekkürler. ama bunun için diablonun senaryosuna ciddi anlamda hakim olmak gerekir ve ne yazık ki ben kitabı okumadım ve oyunu da bi kaç defa bitirmeme rağmen işin eğlencesindeydim ve senaryoyu çok da iyi takip etmedim açıkçası… Bu yüzden yazabileceğimi sanmıyorum. Ama diablo 3 ü bi oynıyim,coşar yazarım o zaman muhtemelen… happy

Bir çift kelam da siz edin zahmet olmazsa?!

  • Eğer sizden sonra yapılan yorumlardan haberdar olmak istiyorsanız,en alttaki kutucuğa işaret koyun ki sizi haberdar edebilelim. ;)
  • wub wink whistle wassat w00t unsure tongue smile sleeping silly sideways sick shocked sad pouty pinch ninja lol kissing heart happy biggrin getlost face ermm dizzy devil cwy cool cheerful blush blink angry angel alien