
Gel,çık gölgelerin içinden,
Uyandır buz tutmuş yüreğimi.
Kanıyor kalbim,
Nefeslerim suni.
Eriyor beynim,
Düşünceler fuzuli.
Düşler kirli,
Arzular sinsi,
Ruhum zanlı sanki,
Elleri kelepçeli.
Biri kitlemiş beni,
Anahtarın kulpu süzmüş denizleri.
Denizler,özgürlüğü verin bana geri.
Dışarısı tehlikelidir belki ama,
Burda kalırsam yok olurum öylece,
Bittiğinde tüm kum taneleri.
Beyaz bir tavşan dolanıyor çevremde.
Takip etmeliyim ve
Kara deliğe bırakmalıyım kendimi.
Bir çıkış olmalı,
Yenebilmeliyim soluduğum,dokunduğum,
Farkında bile olmadan tutunduğum tanecikleri.
Hissediyorum kendimi,
Biliyorum varlığımı,benliğimi,
Ama tespit edemiyorum yerini.
Beynimde olduğumu söylüyorlar,
Sinir hücrelerinin aklı olsa,
Çoktan isyan eder giderlerdi.
Başlarına buyruklar aslında,
Bilemiyorum bazen;
Ben mi onları yönetiyorum,
Yoksa onlar mı beni…
İki fosfat bozulmasıyla düş oluyorsa,
Fosfatlar akıllanmış görmeyeli…
Hissediyorum kendimi,
Biliyorum ne hissettiğimi…
Biliyorum “beyinsiz” de görebileceğimi.
Sesleniyorum kendime ama,
Getiremiyorum geri…
Gün gelip bulduğumda o “ben”i,
Özgür kalacağım,
Hatta uçabiliyorumdur bile belki…
Keder usulca uzaklaşırken yürekten,
Ben ufka erişebilirim eminim ki…
Gün biter,keder biter…
Geçer gider her şey…
Kim bilir belki,keder de gün de,
Tüm tanecikler de yok olup gitmiştir de,
İzliyorumdur sadece kendimi…















Ekim 31st, 2008 at 00:24
nedense sizi hep genç biri gibi hayal edıyorum…ama yazdıklarınızı okuyunca şöle kellı felli,oturaklı bır amca ızlenımı yaratıyor bende…
Yazılarınız cıdden çok kalıtelı..anlatımı ağır,içeriği çok güzel.
nedense yazılarnızla sızı bir türlü aynı kefeye koyamadım..
alısamadım bu blogtakı havaya..farklı bir sey var nedense…
Ekim 31st, 2008 at 18:58
yüreğinize sağlık
kaleminize de
Kasım 1st, 2008 at 04:55
teşekkür ederim sevgili ferkul. gözlerinize sağlık sizin de… ziyaretiniz için çok teşekkür ederim…
merhaba duygu,
Öncelikle sana da tabii ki ziyaretin için teşekkür ederim. Ayrıca sayfanda siteme bağlantı verdiğin için de ayrıca teşekkürler.
)Saçlarım da gayet fazla (kelli felli olmuyorum böylece…
)
Aslında bu soruna nasıl cevap vermeliyim bilmiyorum… Yaşım henüz genç.(christmas’ta 22 yim
Sen beni merak ettiğini söylemişsin ziyaretçi defterinde.Ben de neden beni yaşlı amcalar gibi gördüğünü merak ettim açıkçası.
Klasik bir üniversite öğrencisiyim o kadar… Ekstra hiç bi özelliğim yok…
Görüşmek üzere…
Kasım 1st, 2008 at 12:41
aslında dediğim gibi,22 yaşında bir üniversite öğrencisinden beklenenin çok çok üsütünde güzellikteler bu dizeler..ben kendime edebiyatçı diye seslenirken,senin bu sitene raslayınca edebiyatcı kimliğimden şüphe duydum…
ismin,siten,renk ve desenler bir genç olduğunu hissettirdi..ama yazdıkalrının kalıtesını ve güzelliğini düşünürsek sen şöyle şişko,kelli felli,okumuş bir amca gibi hissettim..
evt artık öğrendım nasıl bi şekle sahıp oldugunu ama,nesense yazılarını her okuyuşumda içimdekı bu düşünce alevlenıyor..


ve hala inananımıyorum…
öle yani işte..
görüşürüz..
Kasım 1st, 2008 at 17:39
“Şehr-i Kasya” benim için gerçekten özel bir isim… Çünkü içinde güzel şeyler saklı…
紫禁城
Kasım 1st, 2008 at 18:01
adabıyat fakültesını kazanıp gıtmeyen bır ınsan modelıyım…belli sebeplerden ötürü..şimdi başka bölüm okuyanda benım..
ama anlarım edebıyattan…fakat öyle usta da değilim hani… :D
22 yasında ne kadar edebıyattan anlıyorsak o kadar edebıyatcıyım dıyelım
fakat senı böle diyerek üzdüsyem kusura bakma sadece hissettiğimi söyledim…
nasıl biri oldugunu merak ettım.. o kadar..
öyle işte..
şans ile kal..
görüşürüz…
Kasım 1st, 2008 at 22:16
yine beklerim…