Şu tarihteki yazılar görüntüleniyor: "Haziran, 2009"
Haz
30

Bu yazı okunmalı!

Yazar: Burak Demirtaş  //  Blog, Featured  //  4 Yorum

İlk defa sitemde dışarıdan bir kaynakla bir haberi yayınlamak istiyorum. Çünkü edebiyattan önce,edep lazım bize. Çok sevdiğim insanlardan biri olan Prof. İlber Ortaylı’nın ntv’de yayınlanmış bir röportajını sizinle paylaşmak istiyorum. Konu sadece İstanbul’un değil aslında,tüm Türkiye’nin konusu ama o güzelim şehrimizin gitgide mahvoluşu,geçmişini azıcık ucundan bilen bir insanın bile içini acıtıyor. Bir dev miras,binlerce yıllık tarih,göz göre göre yok ediliyor.Daha fazla konuşmadan haberi paylaşıyorum,sevgilerle…

İstanbul’u kim kurtaracak?

İSTANBUL – UNESCO Dünya Mirası Komitesi, İstanbul’u Dünya Mirası Listesi’nden çıkarmamak için 1 yıl süre daha verdi. Eksikliklerin 2010′a kadar tamamlaması için bir dizi öneride bulunuldu.
İspanya’daki toplantıda “Tehlike Altındaki Miras Listesi”ne alınması gündeme gelen İstanbul, 1985 yılından bu yana Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alıyor.

UNESCO Dünya Mirası Komitesi’nin genel toplantısında görüşülen Dünya Kültür Mirası taslak raporunda Osmanlı döneminden kalma ahşap binaların korunmasına, Sulukule’ye, Sultanahmet’teki Four Seasons Oteli’ndeki ek inşaata, Haliç’teki metro köprüsü inşaatına ve İstanbul’un trafik master planı gibi uygulamaların İstanbul’un kültür mirasını tehdit ettiği değerlendirmesine yer veriliyor.
read more

Haz
22

Sen de yaz yaz yaz…!!!

Yazar: Burak Demirtaş  //  Blog  //  12 Yorum

Blogcuların genel olarak okunma nedenlerinden en önemlisi,anladığım kadarıyla güncel olarak yazmaları ve yazmaya sürekli devam edebilrmeleri. Ben zaten genel olarak bloglarda kullanılan WordPress alt yapısını kullansam da ya da bloxoo’ya üye olsam da kendimi hiç blogcu olarak göremedim. Yazsam havadan sudan,eyvallah. Ama ne yazcak zamanım oluyor o kadar,ne de havadan sudan bahsedip kafa patlatmak hoşuma gidiyor.

Velhasıl,buraya gelen,bir göz kırpıp kaçan tüm okuyucular da belki 2-3 günde bir yazacağımı sanıp geliyorlar ama 15 gün aynı sayfayla karşılaşmak da onları sıkıyordur muhtemelen. Yaz geldi,artık daha çok yazabilirim belki diye düşünsem de,büyük konuşmamak adına bir söz vermiyorum.

Gelelim yazının asıl konusuna: Efendim bildiğiniz üzere her yazarın er ya da geç aklına düşecek bir hayal vardır ki adına “kitap çıkartmak” derler. Evet,sanırım sonunda Şehr-i Kasya’yı çıkartmak için bir fırsat yakaladım. Fırsat tamam, malzeme tamam, organizasyon tamam… Ama… Ey okuyucu,eline alsan bu kitabı,şu tepedeki yazı fontuyla,Kasya kelimesindeki “a”nın ucundan çeken kızı görsen,alttan hayalet olmuş elinde kılıcı,uçan balon şeklinde kurukafasıyla dikilen çocuğu görsen kapakta,merak edip bir iki satır okur muydun? Hadi bunu da geçtim,buraya gelmişsen iki kelâm da okumuşsundur. Basılmaya değer buldun mu?

Sence basma zamanı mıdır,çok fırın ekmek mi vardır daha buna,hele bi yardım(yorum) buyur okuyucu…

Kal sağlıcakla…




bt bt bt
#