
Oturduk bir köşeye,
Seyre daldık adı yeni,
Sırrı kadim şehrimizi…
Sırlıydı tüm camlar,
Akse doydu da sonunda,
Görünür oldu perdesi.
Karanlıktı aydınlıklar,
Ulaşır oldu aklın gözlerine
Şirin foton tanesi…
Şimdi mutsuz olamam,
Şimdi ben onsuz kalamam…
Şimdi öğrenmem gereken o kadar çok ki
Ben birinde takılamam!
Zaman,bükül benimle!
Yıldız olayım,çekeyim seni de içime.
Sen akamazken,evren akıtsın tüm bilgisini
Ruhumun iliklerine.
Belki ancak o gün doyar,kapanır bu açlık,
Ve özgür kalırım ben de…
Hayata sanrı deyip,
Ölümden korkutan ne?
Her şey fani deyip,
Kaybettiğine üzdüren ne?
“Hemşerim,asıl memleket nire?” diyene,
Dünyayı memleket gösterip,
Öbür tarafa inanmak niye?
Öbür taraf varsa kesin,
İnandıysan yüreğinin derinlerinde,
Bu cana,mala üzülmek niye?
Feylesof değilim,
Bıraktım gitti aklımda tuttuklarımı…
İzlemeye devam ettim sadece…
Karıştım kalabalığına şehrimin,
Canlılığın akışında kayboldum öylece…
Bir akşam geldi,
Yıldızları izledim şehrimin hiç göstermediği.
Bir akşam geldi,
Işıkları söndü,ay ışığı vurdu şehrime…
O gün tüm insan yapıları görünmez oldu
Ve ben kaldım mükemmel tasarımın sahnesinde.
Ağustos böceğiydi ötenler,
Bir yaz günüydü…
Yağmurdu o düşenler,
Şimdi mevsim güzdü…
Beyaza boyandı şehrim karla
Ve eridi karlar,
Yeşiller çıktı meydana…
Hepsini gördüm ben,
Hepsini içtim ben,
Dünyaya doydum ben ve
Çağırayım Azrail’i derken,
O çoktan gelmiş meğerse,
Biliyormuş benden başka herkes,
Bir ben cahil kalmışım nedense…
Acı geldiğinde sanrı dedim,
Mutluluğu gerçek bildim.
Bir şehir üfledim tozlara,
Kumlardan ördüm surlarını…
Biliyorum gelecekti deniz dalgası
Surlarımı hışımla yıkmaya ama…
Gelene kadar zaman
Yetecekti bu kez bana.















Ekim 19th, 2009 at 00:20
ayyy süperrr kasyacı uzun zaman olmuş yazmayalı.kusurum affola ama sen de yazmamışsın.kasyalarını öksüz koma.
en kısa zaman da bekliyoruz efenim
Kasım 13th, 2009 at 00:31
teşekkür ederim sanem. arada öyle durgunluk dönemleri oluyor,ama dönüyorum sonunda hep kürkçü dükkanına…