Şu tarihteki yazılar görüntüleniyor: "Ekim, 2010"
Eki
19

Araf dedikleri…

Yazar: Burak Demirtaş  //  Kâtip'in izleri...  //  Henüz yorum yapılmamış.

Selam okuyucu…

Uzun zaman oldu yine dimi? Kürkçü dükkânının yolu biraz zor bulundu bizde de malesef. Bir şeyler yazmalıyım.. Biliyorum sınavlarım var, biliyorum projem var… Ama hem burayı çok boşladım, hem de kendi sitemi. Bugün bir şeyler yazmalıydım ve sevgili esved’in de tehditiyle klavyenin başına geçtim. (çok pis tehdit eder)
read more

Eki
17

Başlıksızdır, belki sadece üç nokta…

Yazar: Burak Demirtaş  //  Kâtip'in izleri...  //  1 Yorum

- Uaagh…

Uyanırım miskinliğimle, saçımın başımın dağılmışlığıyla. Sanki günlerdir uyuyorum. Kafamda onca anlatılacak hikaye var, her şey fırlamak istiyor zihnimden. Birini karşıma alsam sabaha kadar konuşur o anda yazar anlatırım hepsini diye hayalle başlar ama günler geçse de anlatamam. Çok şey bildiğimden değil, bildiğim ufacık şeyleri bile mantık çerçevesine oturtana kadar bazen saatlerce düşünüp, kafamda simule ettikten sonra (esved için aşk ile bir dahi: kardeşim simulasyon görmüş) kaydederim. Bu da anlatırken o kaydedilmiş bilginin bende bir hikayesini oluşturmuş olur. Onu o şekilde anlattığımda ancak benim için anlamlıdır. Her neyse, uzatmayayım…
read more

Eki
17

Şehr-i Kasya

Yazar: Burak Demirtaş  //  Blog, Kâtip'in izleri...  //  4 Yorum

“Bundan yıllar önce…” diyerek söze başlanası bir maceradır benim için bugüne kadar yayınladığım 100′ün üzerindeki kasya. Onun iki-üç katı defter aralarında, peçete üstlerinde, bilgisayar bitlerinde kayboldu gitti. Benzersiz bir isim aradım yazılanlara, “kasya” olsun dedim. Anlatmak istediğim kayıplıkların kılıfı yaptım. Yazının köşesindeki üç çince harf nedir, neden kasya dedim bunlara, hepsi ayrı hikaye. Ama bir yerde bir kaç arkadaştan duyduğum (edebiyatçılardır kendileri) eleştirilerden birine cevap olsun diye bir şeyler yazmalıyım.
read more

Eki
16

Teşekkür

Yazar: Burak Demirtaş  //  Blog  //  Henüz yorum yapılmamış.

Teşekkürler, teşekkürler, teşekkürler… Ne kadar teşekkür etsem azdır dostlarım. Bu kadar sevenim olduğunu bilmezdim. :happy: 4-5 günde facebook’taki sayfamı beğenenlerin sayısı 80′i geçti, bir blogcu arkadaşımız (gürkan biçer- tozlu satırlar) hakkımızda bir tanıtım yazısı yazdı (şurada) ve sayenizde blogculuğa iyi bir gazla geri döndüm. Facebook sayfamı beğenen ve arkadaşlarına öneren, bugüne kadar buralara yorum yazmış ve yazmaya devam eden, benimle birlikte olup desteğini esirgemeyen tüm dostlarıma ve ziyaretçilerimize çok teşekkür ediyorum bir kez daha. İyi ki varsınız, iyi ki buralardasınız… :happy: Sayenizde ben de buralardayım.

Görüşmek üzere…

Resim Kaynağı

Eki
15

She will be loved… (O seviliyor olacak…)

Yazar: Burak Demirtaş  //  Kâtip'in izleri...  //  6 Yorum

Dışarıya dikmiş gözlerini… Bulutları izliyor yine… Etrafında gülüşmeler, koşuşturmalar… Çocuk herkes alabildiğine… Ama kimseyi duymuyor… Kimseyle ilgilenmiyor… Aklı her zamanki gibi çok ama çok uzak yerlerde, çok uçuk şeylerde… Daha orta okul çocuğu… Daha küçük o… Ama sanki bir şeyler hep eksik ondan… Hep bir şeyler bir yerlerde… Onda olması gereken şeyler,başka yerlerde… Ve o şeylerin en büyüğü,en tatlısı giriyor menzile… :
read more

Eki
15

Yapmayın böyle şeyler :S

Yazar: Burak Demirtaş  //  Blog, eften püften tiri bom  //  4 Yorum

Küçükken arkeolog olasım vardı. Sonra bilgisayar mühendisi olucam diye tutturdum. Ama gün geldi bir bakmışım makine mühendisi olmuşum. Ancak hep içimde “lan bilgisayar mı okumalıydım” uktesi kalacak gibi hissediyorum. Çünkü makine mühendisliğini ne kadar sevsem de içimde bir coder’lık, designer’lık aşkı yatmakta hâlâ. Allah sonumu hayretsin. :pinch:

Tabi siteye yeni bir ayar çekince, tasarımla haşır neşir olunca biraz, insan ister istemez o şaşalı FLASH dünyasının şatafatını arıyor, faremin imleci ikide bir Adobe Flash’in program kısayoluna sürükleniyor. Ama içimdeki ufak şeytan, “senden geçti koçum bunnaarr” havalarında. Yine de bir gün o dünyanın kapılarını aralayacağımı hissediyorum nedense. read more




bt bt bt
#