27
İsraf bedenler…
Anahtar Parça: Mor ve Ötesi – Aşk İçinde
(buradan buyrun)
“Sarıl bana…
Sarıl bana çocuk,
Bitmeden bu rüya
Uçmadan ben ufka,
Son bir kez daha
Sarıl şu israf vücuda…
read more
21
Gerçekaltı
(Bitlilimon’daki yazılarımdan biri… )
Eşlik eden parça: Regina Spektor – Hero
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Bir terslik vardı bu yazıda…
“Merhaba bayanlar baylar, İşte karşınızda hayal kırıklıklarının efendisi. Bulutların pamuk şekeri olamadığı tek yerin yegâne vârisi, hiç tükenmeyen haykırma isteğinin ve hiç bitmeyen güçsüzlüğün en uğrak yeri…”
Mutluluğu hiç öğrenememiş bir adamın sözleriydi bunlar. Hiç bir zaman öğrenemeyecekti de. O akşam çok içmişti yine hüzün şarabından. Yine sarhoştu tüm kıvrımları zihninin, acı denilen fermantasyonsuz, halis uyuşturucuyla. Ne erdemli adamları okumuştu halbuki o, ne büyük sınavlardan geçmişti kendince… Onurlu olmuştu o, onur neyineyse… Medet ummadı, medetler içinde… Sevdi sevebildiğince, güldü gülebildiğince… Ama gecesinde… Neden ağladığını bilmeden ağladı. Yaşı bilmem kaçken, öyle lafta falan değil, harbiden çocuk kaldı. Çocuk kadar salak, çocuk kadar masum, çocuk kadar hayalci… Ama domino taşlarının ucundaydı hayaller. Devrilen taşlarınsa şıkırtıları geliyordu uzaktan. Önce kurtarıcı olmak istedi, olmadı. Sonra kurtarıcı aradı, bulamadı. Bulamazdı dimi? Bulamazdı dimi… Çünkü kahramanlar yalandı. Bilgeler yalandı. “Hazretler” asırların öncesinde toprak olmuşlardı ve hayat, akvaryumundan çok daha uzak, çok daha sertti. Bir de nasıl anlatsam, hayat sanki kül kokardı.
Kız bir adama rastladı. Böyle ışıksız sokaklar gibi bakan kahverengi gözleriyle. O gözlerde ışık gördü kız, ama o gözleri sevmedi. Onun gözlerine hiç güzel demedi, belli ki güzel de değillerdi. Nesini sevdi adamın o kız, hiç bilinmedi. Elindeki bin bilinmeyenli denklemdi, oysa kız matematiği de hiç sevmemişti.
Sevgisizliğin her yerinden gelen sevgi nasıl bağlardı ki iki insanı? Ama bağladı işte.
Kız çok şey biliyordu, adam hiç bir şey. Yarından tezi yoktu onlar için buluştuklarında. Günler geçerdi birlikteyken ve zaman dururdu ayrı kaldıklarında.
Ve adam onu da kaybetti. Çünkü artık sormaya başlamışlardı birbirlerine geleceği.
Bekledi, gelecek gelmedi, gelen geçmişti. Bir çocuk geldi çimlerin üzerine uzanmış, hafif ağlamaklı. Otların arasından uçağın mavi gökteki izini izleyen. Yavaşça bulutlar geldiler, çocuk hâlâ ordaydı. Bulutlar şekillerden şekiller beğendiler kendilerine, giyindiler, soyundular, rüzgârla dalaştılar ve çocuk sadece izledi.
Sinirlendi bulutlar kükrediler, kaçmak hiç içinden gelmedi. Tıkırtılar, tıpırtılar… Toprağın kokusu dolarken ciğerlerine ve aydınlanırken gökler ve susmuş, kaçmışken kuşlar evlerine, çocuk bir an için bir el hissetti elinde. Bir an için bir öpücük konacaktı sanki ıslak yüzüne. Ve sarılacaktı sımsıkı ona bir beden, gizlice… O anlık, o minicik anlık mutluluğu hissetti çocuk.
Sustu birden gökler. Sustu birden toprağın kıpırdanmaları. Ya o kısacık an susturana kadar uzadı, ya da sadece öyle denk gelmişti.
Kalktı çocuk, gitti evine, yattı uyudu dinlemeden evdeki bağırışmaları. Ertesi gün okul vardı. Aslında bir sürü de ödev vardı ama yine yapmamıştı.
Dedim ya, bu yazıda bir terslik vardı.
20
Gerisin geriye…
Anahtar Parça: James Horner – Imagined or Real?
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Toparlandı kızıllık yavaşça,
Moleküller birbiri üzerinden
Kendileri için devasa olan yarığa
Sessizce tırmandı,
Bir bir,damla damla…
read more
18
İki bulutçuk
Anahtar Parça: Badem – Gözyaşım ve Ben
Yavaşça süzüldü su tanecikleri dudaktan,
Beyaz bir bulutçuk oldular yetmiş bin birinci kez… read more
16
Alice’in kurabiyesi
Anahtar Parçalar: Direct-Git , Badem-Gelin
Küçük bir oda…
Ve daralıyor gitgide,
Ya ben büyüyorum,
Alice’in kurabiyesiyle
Ya yüreğim küçülüyor ki,
Öyle geliyor bana…
read more
13
Öldür, öldür, öldür…
İki haber vardı bugün gözüme çarpan. Birinde şöyle diyor:
“Fatih’te lüks bir otomobil (başka bir sitede Opel Insignia olduğu yazıyordu, hangi akla hizmet yazılmışsa) içinde yeni evli çift başından silahla vurulmuş olarak bulundu.”
Diğeri ise şöyle:
“TBMM Silah Alt Komisyonu, silah bulundurma yaşını 18’e indirdi. Tasarı Meclis’ten geçerse isteyen beş silah ruhsatı alabilecek, bu silahların ikisini de üstünde taşıyabilecek. silah almak için artık tam teşekküllü hastaneden heyet raporu da gerekmeyecek.”














