17
Hayata dair bir not…
Güzel bir filmden, güzel bir parça:
-Öyleyse, “Don Kişot’un Zamanları ve Hayatı”.Bu kitapta ne anlatılıyor?
-Birinin erdeme inanmasının, erdemin kendisinden daha önemli olduğu mu?
-Evet, bu da var. Ama kitap ne hakkında? Mantıklı düşünmenin nasıl ruhu yok ettiği hakkında olabilir mi? Mantıksızlığın zaferi ya da mantıksızlıkta yatan güç hakkında olabilir mi?Bilirsiniz, dünyayı düzenlemeye çalışmak adına çok fazla zaman harcarız. Saatler icat ettik, takvimler… Hava durumunu tahmin etmeye çalışıyoruz. Ama gerçekte hayatın tam olarak hangi bölümü kontrolümüz altında?
Ya kendi inşa ettiğimiz gerçekliğimizde tüm benliğimizle var olmayı tercih edersek? Bu bizi deliliğe mi götürür? Götürürse bile, bu, umutsuz bir hayattan daha iyi değil midir?
Ve durdu düşündü kâtip.Yalnız değildi,olmayacaktı… Durdu düşündü… Hayatın tam da burasındaydı….
Özgün replik:
-So, The Life and Times of Don Quixote.What is it about?
-That someone’s belief in virtue is more important than virtue itself?
-Yes, that’s in there. But what is it about? Could it be about
how rational thought destroys your soul? Could it be about the triumph of irrationality and the power that’s in that?
You know, we spend a lot of time trying to organize the world. We build clocks and calendars and we try and predict the weather.But what part of our life is truly under our control? What if we choose to exist purely in a reality of our own making? Does that render us insane? And if it does, isn’t that better than a life of despair?















