Şu kategorinin yazıları görüntüleniyor: "Kahraman"
Tem
26

Kahraman-Bölüm 2-Parça 2 – Tuzak

Yazar: Burak Demirtaş  //  Kahraman  //  Henüz yorum yapılmamış.

-Efendim, izlemedeyiz.
-Emrimi bekleyin…
-Anlaşıldı.

Döndü Alex yanındakilere. Sigarasını biraz daha derin çekti bu kez… “Neden bu adam bu kadar tek olmayı seviyor.” diye düşünmüştü hep. En zayıf anını bekledi… Bir ölüm makinesine ancak en zayıf anında yaklaşılması doğru olurdu… En zayıf olduğu an, tek başına olmadığı andı… Sevdiği biriyle olduğu an…

Hayali bir göz önce sıçradı yukarılara, yavaşça süzüldü etrafı kim olduğu belirsiz insanlarla çevrili evin penceresine doğru. İçerdeki yaşlı ama dik duran, güçlü kuvvetli adama doğru… Yaklaştı… Yaklaştı… Ve bedenine ulaştı sanki, bütünleşti… Yaşlı adam derince bir nefes aldı o anda. Eline beş dakikadır tuttuğu çaydanlığı, çayı koymadan masanın üzerine bıraktı. Oturdu, bizler için kısacık, kendi için günlerce olan düşünceler alemine daldı.

Sonra kalktı yavaşça yerinden… Gölge’nin odasına doğru ilerledi. O minicik tıkırtıya uyanan adam, mışıl mışıl uyuyordu geldiğinde…

Ve telsiz sesleri…

-Efendim evde bir hareket var. Yaşlı adam bir şeyler yapıyor…
-Tetikte olun…
-Şimdi onun odasından ayrıldı. Görünürde değil.
-Kim görüyorsa hemen bildirsin.
-Çatı temiz.
-Arka taraf temiz.
-Nereye kayboldu bu herif? Çabuk bulun.
-Efendim mutfak tarafında hareketlenme var.
-Rapor verin.
-Efendim içerde ateş var. Efendim, bu herif evi yakıyor!
-Hassiktir ya. İlle bişi çıkar zaten! Herkes harekete geçsin hemen. Çatıdakiler ve öndekiler beklemede kalın. Arka taraftakiler, hemen müdahale edin.
-Efendim alevler çok hızlı yayılıyor…
-Çabuk çabuk… Hadi lan!
-Birinci takım içeri giriyor… İçerdeyiz. Hol temiz. Mutfağa…
-Mutfak temiz.

Gaz maskeli polisler evi delik deşik ederken, diğer taraftan yakında bekleyen ambulans ve itfaiye de eve gelmişti. Ancak polisler daha çok içeride duramadılar.

-Nerde bu herif lan?
-Efendim… Onu bulduk.
-Kimi?
-Gölge’yi efendim….
-Yaşlı adam?
-İz yok
-Çıkın ordan, çabuk çıkın!
-Efendim kelepçeyi çözmeye çalışıyoruz. Kırın lan şu kelepçeyi artık…
-Çabuk olun lan ev patlayacak.
-Kırdık, getiriyoruz…

Polisler omuzlarında gölge ile birlikte çıktıktan kısa bir süre sonra üst kattan bir patlama duyuldu. İtfaiye yangını kontrol altına almaya çalışıyordu. Ama başaramadılar. Ev havaya uçtu çok geçmeden. Mahalle sakinleri ve basını uzak tutmaya çalışırken polisler, diğer taraftan ambulansa alınan gölge, hâlâ uyanmaya çalışıyordu öksürürken… Ne olduğu hakkında hiç bir fikri yoktu, ama polislerin konuşmalarını duyuyordu:

-Oğlum herifi kelepçelemişler lan yatağa.
-Yaşlı adam mı?
-Bilmiyorum ama sanırım o. Başka kimse de yoktu ki zaten evde.
-E o nerde lan?
-Bilmiyorum, başkomiser her tarafı çevirin dedi işte. Kaçacak bir yeri yok. Evdeyse de artık, parçalarını aratırlar size…
-Haydaa… Lan bütün pis işler de…

Şoktaydı Gölge. Bütün olanlar kâbus muydu bilemedi bir an. Uyanmak istedi, gözlerini açmak en azından… Ama başı müthiş ağrıyordu, göz kapakları kalkmıyordu sanki. Ambulansın sesi yakında mıydı uzakta mıydı bilemedi. Zonklama düşünmeye bile izin vermiyordu. Yaşlı adam… Bütün bu olanlar… Bir an bıraktı kendini tüm seslerin içindeki sessizliğe… Karanlığa…

Birden tekrar uyandı. Kafasının dibinde bir silah patlamıştı çünkü. Ardarda patlamaya da devam etti. Refleksle kollarını hareket ettirmek, yerinden kalkmak istedi ama kelepçeliydi sedyeye. Hâlâ ambulansın içindeydi. Ama herifin biri kafasının dibinde ambulansın kırık penceresinden dışarı ateş ediyordu. Ambulans hızla bir yerlere gidiyordu. Adam Gölge’nin hareket ettiğini görünce elindeki şırıngamsı aleti bacağına batırdı. Yine sessizleştirdi ortalığı, kararttı…

-Efendim otoparktayız şimdi. Polisleri atlattık.
-Tamam, buluşma noktasına getirin. Otopark kameralarını halletmeyi unutmayın. Fazla ses çıkmadan bitsin bu iş.
-Anlaşıldı. Planlanan süre 12 dakika.
-14 dakika 20 saniye sonra gelmiş olacaksınız. İki kırmızı ışık yanacak, bekleyin.
-Anlaşıldı efendim. Harekete geçiyoruz.

Alex üçüncü sigarasını söndürdü.

-Evet güzel İstanbul, bu seferlik de buraya kadarmış. Umarım bir sonraki gelişimde daha da betonlaşmış olmazsın… Kendine iyi bak eski dost.

Tem
8

kahraman – hayat örtülmüştü şehirle…

Yazar: Burak Demirtaş  //  Kahraman, Kâtip'in izleri...  //  Henüz yorum yapılmamış.

Karanlık çökmüştü; hem göğe, hem yere, hem zihne. Kelâm titreşti, yer çekimine yenildi. Aktı satırlar kâtibin uyanan diyarından. Kapıyı aralayan melodi de buydu
read more

Tem
8

Kahraman – Gölgelerin içinde… (1)

Yazar: Burak Demirtaş  //  Kahraman, Kâtip'in izleri...  //  Henüz yorum yapılmamış.

İmleç kısık kısık yanıp sönüyor beyaz ekranda. Derin bir nefes alıyor kâtip “Camille’s Story” eşliğinde. (Quantum of Solace film müziklerinden. Dinlemek için buraya tıklayın. ) Ve bırakıyor nefesini paslı parmaklarının üzerine. Paslar çözülüyor yavaşça ve hikâye devem ediyor kaldığı noktadan…
read more

Tem
8

Kahraman – Savaş Çığlığı…

Yazar: Burak Demirtaş  //  Kahraman, Kâtip'in izleri...  //  Henüz yorum yapılmamış.

Nefesini tuttu…
Tıpkı ilk öğrendiği andaki gibi…
Ayrıldı ruhu birden bedeninden…
Çıktı yükseğe de izledi kendini…
read more

Tem
8

Kahraman – Hem Katil, Hem Maktül

Yazar: Burak Demirtaş  //  Kahraman, Kâtip'in izleri...  //  Henüz yorum yapılmamış.

Ey okuyucu! Bu okuduğun,o üç beş satırlık sıradan yazılardan değil! Bu öylesine sayfa doldurmak için yazılmış da değil! Bu hissedilerek yazılmış ve hissedilerek okunacak bir yazı! Bu beklediğinden uzun, beklediğimden kısa bir yazı! Tahammülün yoksa kelimelerime, hiç okuma! Ya da oku ve hisset benimle… Hisset ve unutma!

Max Payne isimli oyunun çello yoğunluktaki tema müziği* eşliğinde dokundu kâtip klavyeye…

Kahraman düştü yavaşça dizlerinin üstüne… Haykırıyordu ailesinin yanmış bedenlerinden dolayı gök yüzüne… Melekler bile titredi gırtlağının değil, yüreğinin sesiyle…
read more

Tem
8

Kahraman – Ve Kaos Gelir…

Yazar: Burak Demirtaş  //  Kahraman, Kâtip'in izleri...  //  Henüz yorum yapılmamış.

Taktı kulağına mp3 çalarını, Linkin Park – A place for my head çalıyordu…
Intro’yu bekledi… Derin bir nefes aldı… Ardından melodiye davul girdi…

“I watch how the moon sits in the sky
On a dark night shining with the light from the sun
The sun doesn’t give light to the moon
Assuming the moon’s going to owe it one”

read more




bt bt bt
#