Rüzgarın uğultusu kulaklarımda
Mutluluğun kokusu yine uzaklarda
Yalnızlığım gömülü ,
Odamın o ıssız karanlığında
Sonsuzluğa uzanan şu ufukta
Özgürlük senfonisi çalınır
En güzel enstrümanlarla
Işığın uçup gittiği yerde
Bekler beni bir burak sabırla
Ama uzanmaz kollarım ona
Yok ki kanatlarım uçsam uzaklara
En kolayıdır derler hep kaçmak ama
Ne yaparsın ki kalmaya gücün yoksa?
Her yeni gün umuttur derler
Ya bu kocaman bir yalansa?
Uyanır mıydın iznin olsa
Sonsuza dek uyanmamaya?
Yazının devamını okumak için tıklayın…
Kahraman(Tüm bölümler…)
Evet... Aslında baştan ne kadar süreceğini kestiremediğim,ama tutulunca (okuyucu tarafından değil,diğer kişiliklerim tarafından tutuldu :)) devam ettiğim bir yazı dizisiydi kahraman... Önce kasya şeklinde başladı,sonra nesirle devam etti.Bir bütünün birbirinden bağımsız parçaları her biri. Tıpkı romandan canlı yayının bölümlerinde olduğu gibi. Ve şimdi işte "Kahraman"ın yazılmış tüm bölümleri,umarım hoşunuza gider...
Bozuk pla(k)tonik
Anahtar Parça:Gökçe-Aradım Seni Evvel zaman içinde... Koştum geldim,hadi durma vur tokadı... Saçtım geldim,hadi ama Kır artık umudumu... Koptum gittim,diplerdeyim, Kanım fazla geldi, Bak tam şurda, Kes at "aort"umu... Bir söz,bir bakış, Kendime söylediğim yalanlara inanış, Ve gözlerde bir tutam kararış... Ne acı kalır, ne ses, Ne sen kalırsın,ne nefes... E zaten yoktu sensiz nefes... Can bana,sen bana, Ben de buralara fazla galiba... Ya da eksiktim aslında...
Ve sonunda ilk yaşgünü de gelir…
"Önce Bademağacı'nda başlayan serüven,sonra blogcuyla,sonunda da wordpress platformuyla devam etti.Bu konuda bana ilk yardımı dokunan kişi olan sevgili çileklisüt'e,yazmam konusunda beni teşvik eden tüm dostlarıma yürekten teşekkür ediyorum..." Gibi oldukça resmi bir giriş cümlesini okusam,bu yazının gerisini okumayabilirdim ben olsam.Ama sen,sen olduğun için okuyorsun ve iyi de ediyorsun sayın "okurgaç"(missi'nin deyişiyle).
Oksijen
Anahtar Parça: Loreena McKennitt- Night Ride Across the Caucasus Hadi... Uyan içimdeki... Uyan,uyan hadi, Kalkma vakti... Kokusunu duydun mu kışın? İliklerine sokuldu mu soğuk Tatsız,zor gelen bir iş günü sabahında? Neden işe gidiyorsun, Neden okula gidiyorsun... Hiç sordun mu kendine, Sen ne istiyorsun!
Risale-i Seyr
Oturduk bir köşeye, Seyre daldık adı yeni, Sırrı kadim şehrimizi... Sırlıydı tüm camlar, Akse doydu da sonunda, Görünür oldu perdesi. Karanlıktı aydınlıklar, Ulaşır oldu aklın gözlerine Şirin foton tanesi... Şimdi mutsuz olamam, Şimdi ben onsuz kalamam... Şimdi öğrenmem gereken o kadar çok ki Ben birinde takılamam! Zaman,bükül benimle! Yıldız olayım,çekeyim seni de içime. Sen akamazken,evren akıtsın tüm bilgisini Ruhumun iliklerine. Belki ancak o gün doyar,kapanır bu açlık, Ve özgür kalırım ben de...
-İlüzyon…-İllüminati… -İllet… Yok yok: “Illustration”
Evet uzun aradan sonra eğlenceli bir Trabzon doğa kampını da ardımda bırakarak huzurlarınıza gelmiş bulunuyorum. Bu arada buradan da hemen duyurusunu yapayım: Arkadaşlar bilmeyen varsa;üniversite öğrencileri için "Gençlik Hizmetleri Dairesi"nce yazın doğa kampları düzenleniyor ve fiyatları accayip uygun. Örneğin benim katıldığım Trabzon-Sultan Murat Yaylası doğa kampının fiyatı 120 TL idi. Bu fiyata İkizdere'de rafting,Kalkandere Şelalesi'nde kaya inişi,Sümela Manastırı ve Trabzon şehir gezisi,yaylada da paintball,yapay duvar tırmanışı,ipte yürüme ve doğa gezisi etkinlikleri dahil. Ayrıca üç öğün (öğlenleri genelde dışarda olunduğu için kumanya verilmekte) yemek ve bulutların üzerinde güne uyanma keyfi de fiyata dahil. Allah devletimize zeval vermesin diyelim. :) Hepinize tavsiye ...
Bu yazı okunmalı!
İlk defa sitemde dışarıdan bir kaynakla bir haberi yayınlamak istiyorum. Çünkü edebiyattan önce,edep lazım bize. Çok sevdiğim insanlardan biri olan Prof. İlber Ortaylı'nın ntv'de yayınlanmış bir röportajını sizinle paylaşmak istiyorum. Konu sadece İstanbul'un değil aslında,tüm Türkiye'nin konusu ama o güzelim şehrimizin gitgide mahvoluşu,geçmişini azıcık ucundan bilen bir insanın bile içini acıtıyor. Bir dev miras,binlerce yıllık tarih,göz göre göre yok ediliyor.Daha fazla konuşmadan haberi paylaşıyorum,sevgilerle... İstanbul'u kim kurtaracak? İSTANBUL - UNESCO Dünya Mirası Komitesi, İstanbul'u Dünya Mirası Listesi'nden çıkarmamak için 1 yıl süre daha verdi. Eksikliklerin 2010'a kadar tamamlaması için bir dizi öneride bulunuldu. İspanya'daki toplantıda "Tehlike Altındaki Miras Listesi"ne alınması gündeme gelen İstanbul, ...
Sıfır tam onda beş…
Anahtar Parça: Manga-Üryan Geldim Beni bende bulmadım! Bedenden birden ayrı kaldım. Şu çekilmez zaman sıcağında Kardan bir adammışım; Eridim su oldum, buhar oldum, Kahır oldum, uçtum gittim, Yağmur oldum düştüm bedene de Sonsuzda değil, sondaydım... Bir gece lazımmış bana, Bir kırılma şu ışıyan ruhuma... Bir uyanış lazımmış uykuma, Dozu çoktan aşmışım rüyalarda.
“Mutluluk”suzluk
Anahtar Parça: Umut Kaya-Ver O Gözlerinden Birini(En altta) Ah be ayna, Yüzüm,gözüm tamam ama, Keşke dolu gözüken tenimin Altlarını da anlatsan bana... Bilmiyorum nerden bu boşluk, Bilmiyorum nedir bu "mutluluk"suzluk, Nasıl giderilir bu susuzluk...
Uykumsun ballı sütten sonra…
Anahtar Parça:Peyk-Uyku Ol!(En altta...) Uykum var... Çok uykum var... Uyuyorum bak... Uyuyorum sana... Uyuyorum seni bulmaya... Uyuyorum gidemeyeceğim, Hiç hissedemeyeceğim yeri aramaya... Uyuyorum sanal dediğin gerçeğime, Uyuyorum rüya dediğin cennetime, Uyuyorum kayıp dediğin zamana Ve biliyorum, Uymadım ben bu hayat denilen Demir döküm kalıba...
Hikayenin başındaydı küçük kız
Elindeki küçük ekmek parçasıyla
Tepesindeki güneşi süzüyordu
O masum bakışlarıyla
Düşünceler seldi o minicik aklında
Soracağı soruları sıralıyordu
O gizemli dünyasında
Anlam vermeye çalışıyordu
Kalbinin en derin yerinden gelen
Boğucu, acı çığlıklarla
gözlerin usulca kapandığında
sen hala sesleri duyarken
ve aklının perdeleri
hafifçe kapanırken
gelirim ben
Yazının devamını okumak için tıklayın…
Yaklaş usulca,dokun bir kez daha
Sana aşık,sana deli dokularıma.
Elin titresin yine dokunurken,
İyileşsin kalbimi saran,
Korku dedikleri amansız veba.
İster miydin gerçekten burda olmayı?
Yoksa bu senelerin bir alışkanlığı mı?
Parmağındaki halka ağırlaşırsa daha,
Bana saklı göz yaşı kalır mı?
Güneş yine batıyor,
Yine buradayım ve onu seyrediyorum
Isıtıyor içimi dışarısı soğuk olsa da
Bu final dansını bir kez daha
Bir kez daha hayranlıkla izliyorum
Kızıllığın içinde,engin gökyüzünde
Kayboluyorum sessizce.














